GERİ

NRF 2026: Alışverişten mağazaya, mağazadan tedariğe asistanlar dönemi

New York Javits Center’da düzenlenen NRF 2026, perakende teknolojilerinin geleceğine dair önemli sinyaller vermeye devam etti. Bu yıl konferans ve fuarın ana teması beklendiği gibi yapay zekaydı; ancak geçmiş yıllardan farklı olarak artık hayatın içerisine girmiş örnekleri görmeye başladık. Perakende IT bütçelerinin %15’i artık AI’a ayrılıyor ve bu oran yıllık %27 büyüme gösteriyor. Yapılan bilgilendirmelerde AI harcamalarının, pilot proje çalışmaları ve kısıtlı sayıda akıllı chatbot lisansının ötesine geçmeye başlamış olduğu; perakendecinin hem müşteriye dokunan yüzünü, hem de mutfağını aynı anda dönüştüren üç katmanlı bir yatırım çerçevesinde şekillendiğini görüyoruz. Ön yüzde kişiselleştirilmiş öneriler, dinamik sayfalar ve müşterinin yerine araştırıp karşılaştıran müşteri asistanı senaryoları öne çıkarken; arka planda talep tahmini, stok ve tedarik zinciri, fiyatlama/promosyon ve iş gücü planlama gibi karar mekanizmaları AI ile yeniden kurgulanıyor. Tüm bunların çalışmasını sağlayan görünmez katmanda ise AI altyapı kullanım maliyetleri, veri platformları ve güvenlik/yönetişim ile veri anonimleştirme yer alıyor; yani AI’a hazır ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturmak temel oluşturuyor.

NRF’te AI ile ilgili en öne çıkan ve gelecekteki müşteri davranışını da adresleyen ana mesaj, AI destekli alışverişten otonom kararlar alabilen “ajan tabanlı ticaret” dönemine geçiş oldu. Bu süreci desteklemek üzere önemli anonslar yapıldı. Geçen yıl ajan olarak sunulan çözümler aslında gelişmiş chatbot’lardan ibaretti. Bu yıl ise gerçek anlamda otonom karar alabilen, işlem gerçekleştirebilen ve zincirleme etkileri yönetebilen sistemler sergilendi.

Protokol Savaşları: UCP ve ACP

NRF 2026’nın en kritik duyurusu Google’dan geldi: Universal Commerce Protocol (UCP). Google, Shopify, Etsy, Wayfair, Target ve Walmart ortaklığıyla duyurduğu bu açık standardı “AI arayüzleri içinde ticaretin altyapısı” olarak konumlandırdı. UCP’nin perakendeciler için en büyük avantajı, Google Merchant Center’a zaten entegre olan firmaların otomatik olarak sisteme dahil olması. Yani ürün bilgilerinizi Google’a besliyorsanız, Gemini sizi zaten bulabilir durumda.

Öte yandan OpenAI ve Stripe’ın daha önce duyurduğu Agentic Commerce Protocol (ACP), farklı bir değer önerisi sunuyor: Stripe kullanan perakendeciler için tek satır kodla ChatGPT içinden görünür hale gelme imkanı. ACP hız ve basitliğe odaklanırken, UCP kullanıcı kimlik doğrulama ve sadakat programı entegrasyonu gibi özelliklerle öne çıkıyor.

Bu iki protokolü ajan tabanlı ticaretin HTTP’si olarak düşünebiliriz. Hangisinin kazanacağı sorusunun cevabı ise belki de “ikisi de” olacak. Walmart’ın stratejisi bunu net gösteriyor: Hem ACP hem UCP’yi benimseyen şirket, “müşteri niyetinin başladığı her yerde var olmak” mottosuyla hareket ediyor. Bu yaklaşım, omnichannel’ın ötesinde “omni-protocol” bir geleceğe işaret ediyor. Aslında burada uzun süredir gözlemlenen Amazon’un duruşuna dikkat çekmek gerekiyor. Amazon ise “ben zaten ayrı bir standardım; hem kendi portföyümdeki hem de dışarıdaki ürünleri Rufus ile bulabilir ve sipariş verebilirsin” diyor. Bu sektörde bazıları tarafından Walmart’ın önderliğini yaptığı açık standartlar ile Amazon’un kapalı network’ü arasındaki bir savaş olarak değerlendiriliyor.

Ajan tabanlı ticaret: Tüketici deneyiminin yeniden tanımı

AWS’den David Dor’un ortaya koyduğu “Agentic Commerce Seviye Tablosu” fuarın en tartışılan içeriklerinden biriydi. Seviye 0’dan (asistan tabanlı öneriler) Seviye 5’e (tam otonom alışveriş ajanları) uzanan bu çerçeve, sektörün nereye gittiğini net gösteriyor. Şu an çoğu perakendeci L2-L3 seviyesinde, yani rehberli ve işlemsel aşamada denemeler yapıyor. Ancak 2026-2027’de L4 ve L5’e geçiş; yani sizin adınıza alışveriş kararları veren yapay zeka ajanları beklentisi tarifleniyor.

Bu dönüşümün boyutunu Adobe’nin paylaştığı veriler somutlaştırıyor: 2025 Amerika tatil sezonunda AI destekli e-ticaret trafiği bir önceki yıla göre %693 artmış. Salesforce ise AI ve ajanların 2025 tatil perakende satışlarının %20’sini oluşturduğunu açıkladı. Bu veriler, AI’ın en çok müşteri hizmetleri süreçlerinde benimsendiği bulgusunu destekliyor.

Terminoloji de değişiyor. B2B ve B2C’nin yanına artık A2A (Agent-to-Agent) ticaret ekleniyor. Bir tüketici ajanının, bir perakendeci ajanıyla doğrudan iletişim kurarak alışveriş yapması yani müşterinin yönetiminin yanı sıra ajanların yönetilmesi de ana bir konu haline geliyor.

Perakende devlerinden AI yansımaları

Amazon’un yaklaşımı dikkat çekici bir şekilde farklılaşıyor. Rufus adlı AI asistanı ile 250 milyon müşteriye ulaşan ve bugüne kadar 10 milyar dolar satış gerçekleştiren şirket, UCP veya ACP’ye katılmak yerine kendi ekosistemini güçlendirmeyi tercih ediyor. Amazon CEO’su Andy Jassy’nin “diğer LLM’ler iyi bir deneyim sunduğunda yeniden değerlendiririz” şeklindeki açıklaması, şirketin bu alandaki özgüvenini yansıtıyor.

Target ise farklı bir strateji izliyor: ChatGPT içinde özel bir uygulama geliştirerek “@Target” komutuyla müşterilerine ürün sorgulama, stok kontrolü ve sipariş tamamlama imkanı sunuyor. Bu, protokollerden bağımsız, API tabanlı bir entegrasyon modeli. Target aslında müşterilerinin, hangi ürünleri aradıklarını anlayıp, gerekirse bu ürünler portföylerinde yok ise dahil etme kararını vermeyi de hedefliyor.

Kroger’ın Instacart işbirliği de önemli bir gelişme. Akıllı alışveriş arabaları ile mağaza içi deneyimi dönüştüren bu ortaklık, sepet toplamını anlık gösterme özelliğiyle ortalama %2-3 satış artışı sağlıyor. Wegmans mağazalarının %20’sinde konuşlanan bu sistem, sıfır alışveriş arabası hırsızlığı rakamıyla da dikkat çekiyor.

Walmart’ın “müşteri niyetinin başladığı yerde olmak” stratejisi, sektör için bir manifesto niteliğinde. Artık mesele “müşterinin olduğu yerde olmak” değil, “niyetin oluştuğu anda orada olmak.” Ve bu niyet, giderek artan oranda AI asistanlarında şekilleniyor.

Yeni kullanıcı arayüzü: Ses ve görsel tanıma

NRF 2026’da sergilenen çözümler, kullanıcı arayüzünün köklü bir dönüşüm geçirdiğini gösterdi. Bazı örnekler mağaza içinde sesli etkileşimin kiosk ve müşteri arasında özel bir iletişim içerisinde gideceğini gösterdi. Örneğin müşterinin ihtiyacını sesli olarak belirtmesi, sistemin uygun ürünü önermesi gibi. Özel hoparlör ve mikrofon tasarımı sayesinde bu etkileşimin mağaza ortamında yankılanmadan gerçekleşebildiğini gördük.

Görsel tanıma tarafında buluta bağlanmadan çalışan kamera bağlantılı akıllı görsel yorumlama sistemleri öne çıktı. Tek bir kamera ile kayıp önleme, self-checkout doğrulama, çalışan suistimali tespiti ve müşteri davranış analizi yapılabilen sistemler sergilendi.

Fiziksel AI tarafında ise robotlar ile yüzlerce mağazaya ulaşması planlanan, maliyetleri düşen RFID’nin ve görsel tanıma teknolojilerinin birleşerek envanter doğruluğunu artıran sistemlerde tümleşmesi dikkat çekiciydi.

Bu gelişmeler, yazılım çözümlerinin de evrilmesi gerektiğine işaret ediyor. Obase olarak da geliştirmekte olduğumuz “çoklu uzman ajanlar” modeli buna iyi bir örnek: Mağaza müdürü ajanı, içgörü ajanı, eylem ajanı ve envanter ajanı birlikte çalışarak kapsamlı mağaza müdürünü asiste eden bir yapı oluşturuyor. Mağaza arka ofisinin yeni misyonu da tam bu olacağına inanıyoruz; yani mağazadaki dijitalize olan tüm veri kaynaklarından veriyi toplayan, anlamlandıran ve iş süreçleri ile gerekli noktalarda mağaza çalışanı onayıyla tümleştiren bir sisteme dönüşecek.

AI’a hazır olmanın pratik tanımı: Problem + veri + süreç

NRF 2026’da anlatılanlar ve gündemdekilerden çıkaracağımız en anlamlı sonuç, AI’ın “yapabilir” olmasının yetmediği, “yapmalı mı” sorusunun cevaplanması gerektiği. AI’dan fayda elde etmek üç temel üzerine oturuyor: Birincisi, çözülecek iş probleminin net tanımı; “AI kullanalım” değil “envanter doğruluğunu %98’e çıkaralım” gibi bir hedefle yola çıkmak lazım. İkincisi, bu problemi besleyecek kaliteli, tutarlı ve erişilebilir veri varlığı; ajanlar ne kadar akıllı olursa olsun, beslendiği veri kadar değer üretir. Üçüncüsü, verinin üretildiği ve sonuçların uygulandığı iş süreçlerinin olgunluğu. NRF’te gördüğümüz Dollar Tree buna güzel bir örnek. Dollar Tree ilk denemelerinde beklenmedik kriz senaryoları gerçekleştiğinde chatbot’a sorup yönlendirme almak gibi iyi niyetli ama gerçekçi olmayan ve böylesi durumlarda çalışanların itibar etmediği süreçler kurgulamış. Sonrasında yönlerini daha anlamlı bir probleme çevirmişler: mağaza yöneticilerinin hangi gün hangi mağazaya odaklanması gerektiğini, kritik KPI’ları ve mağaza bazlı risk/fırsatları üretken yapay zeka üzerinden görmesini sağlayan bir operasyonel karar desteği hayata geçirerek fayda elde etmişler.

Hangi süreci iyileştireceğiz ile başlamak için bir örnek daha verelim. Bir sipariş takıldığında sistemin problemi tespit etmesi, olası çözümleri değerlendirmesi ve en uygununa karar vermesi ve bu kararın zincirleme etkilerini insan müdahalesini en aza indirerek yönetmesi. Ancak bu otonom karar alma yeteneği, süreçlerin ve iş kurallarının önceden net tanımlanmış olmasını gerektiriyor. Kuralları belirsiz bir süreç üzerinde hiçbir yapay zeka sağlıklı karar veremez. Bu üç unsurun; problem, veri, süreçin beraber ele alınmas durumunda AI yatırımı değer yaratır; aksi halde teknoloji sadece maliyet kalemi olarak kalır. Yıllardır veri kalitesi, süreç standardizasyonu ve sistem entegrasyonuna yatırım yapan şirketler, bu dönüşümde rekabet avantajını hazır olarak yakaladığını görmekteyiz.

NRF 2026’dan çıkan ana mesaj şu: Ajan tabanlı ticaret çağı başlıyor ve bu dönüşümde hızlı ilerleyecek olan şirketler, yıllardır veri kalitesi, süreç standardizasyonu ve sistem entegrasyonuna yatırım yapanlar olacak. AI herkes için kullanılabilir hale geliyor, ama onu etkili kullananlar hazırlıklı olanlar arasından çıkacak. Dijital Ticaret Protokol savaşlarının galibi henüz belli değil, ancak veri savaşının galibi çoktan belli: Veriye sahip olan, geleceğe sahip olacak.

Retail Türkiye'de yayınlanan makaleyi inceleyin.